I
saat sabahın beşi. sert rüzgar ağlarını toplamış, balıkçının ayaz almış gövdesine çarpıyor ''rastgele'' derken. bu sefer ''geç kaldın''diye uğulduyor fırtına. yağmur eşlik ediyor bu yalnızlık eserine.
II
gözler.. uykusuz, nemli, yeşil gözler, henüz aydınlanmamış havanın koyu lacivertiyle birleşip mesken oluyor hatıralara. aynalar uzak ona kendisi kadar. umut bu aralar mesafeli.
III
gidilmesi gereken yollar, okunmadan yakılan mektuplar ve karanfiller canını yakmış olmalı ki, sol tarafına dokunuyor balıkçı. içinde kopan fırtınalar bir kadehte yıkılıveriyor yere. ne acizce...
IV
''geçmişe çizgi çekmek kolay olsaydı, mutsuz insan olmazdı'' diye geçiriyor içinden. yüzünde ki çizgiler fısıldıyor tüm bu yorgun, viran kelimeleri. ne yapmalı şimdi?yeni bir yaşam kurmak hiç işten değil. böyle devam etmekse denizin sonsuz huzuruna ihanet.
V
ikilemler... can çekişen gülümsemeler. yarım kalmış hayaller; tamamlanmış, belkide sınırı aşmış üzüntüler. tanrım ne zor bir hayat. tanrım ne utandırıcı bir kader... ne yalnızlık ama.
VI
gökyüzüyle kavuşurken güneş, ayı uğurlamaktan harap, tan yerinde insanlar uykusuz. balıkçı denize doğru açılıyor. tekrardan belini büküyor sözcüklerin ve dilinin ucuna yerleştiriyor bir bir ''sağ çıktığım bu sabahlar tanrının son oyunu''
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)



0 yorum:
Yorum Gönder