BİŞEY

29.01.2023

Gecenin kendine çeken karşı koyulmaz soğuğunda, 

Son kalan sokak lambasının ışığıyla yaktı sigarasını.

Dudaklarının arasındaki sigara, ruhundan daha yakınlardaydı kendisine.

İçine çektiği an dumanı, duyduğu tek şey sigaranın naif çıtırtısıydı gecenin deli sessizliğinde.

Zihni karanlığını ezberliyordu şehrinin.

Tek şey solgun yüzüydü cama yansıyan, görebildiği gözle.

İşte böyle akşamlarda farkındaydı kendisinin. 

Böyle akşamlarda sigarayla birlikte yanmıştı kalbinde kalan bir kaç anı.

Pencereyi kapatıp içeri girdiğinde saat 3tü. 

Böyle akşamlarda öğrenmişti günün ağarmasını.

Gözleri tavanda, dudağından bir söz döküldü.

 "Keşke şimdi burda olsaydı" 

READMORE
 

14.08.2025

Geniş zamanlar lazımdı böylesine bir ömrü yaşamaya. 

Geniş zamanlarda geçmeliydi insanlar sokağından.

Söylenmedik cümleler kurmanın sabırsız telaşı ile, 

Upuzun aydınlık bir gecede, 

Yıldızların izleriyle sabahı ederken, 

Bir şiir düşmeliydi kadehin yahut fincanın çemberine.

Bir gülüş düşmeliydi avuçlarının içine.

Bir gülüş ki, 

Eskinin yarasına, şimdinin savaşına, yarının uzağına merhem.. 

14.08.2025 - Silivri






READMORE
 

07.11.2025


Tüm insanlığa karşı bir savaş bu.

Doğru bildiklerini onların,

Kural dedikleri inançların,

Tamamı işte bütün olmazların.

Hepsini karşıma aldım dimdik savaşıyorum.

Hepsini karşıma aldım ki sana sol yanım kalsın...

07.11.2025-Silivri
READMORE
 

31.08.2022

Bazı sokaklar karanlıktır, öyle ya, bir ışık aydınlatsa diye geçilmez o sokaklardan. Karanlık olduğunu bilirsin ve için karanlık çeker. Geçersin.

Bazı sokakların sonu denize çıkar. Görmek istedikçe denizi adımlarını sıklaştırırsın. Her adım bir "ha gayret!"tir yorulan dizlerine. Sonunda takatin bittiğinde sağdaki mezarlığı farkedersin. Ölü bedenlerin soğuk rüzgarı geçer içinden. Geri dönersin çekilmiş ruhunla.

Bazı sokaklar panayır gibi gelir yorgun cümlelerine. Dinlenirsin, soluklanırsın bir akşam üstü kaldırımında. Derken çocukların şen kahkahası basar her yanı. Dönme dolaplar, atlı karıncalar... Ne cümbüş ama! Mutluluk yorar, gülümsemenin ortasında. Çeker gidersin.

Bazen bazı sokaklar yasaktır. Önceleri bir iki yolunu değiştirsen de bir gün olacağını hep bildiğin şeyi yaparsın. Yağmurlu bir günde koşarsın sokağı gösteren tabelanın hizasından. Islanırsın, kalbinle, ruhunla. Sırılsıklamlığın umrunda olmaz, artık o sokağın soğuk ve soluk beton evlerini tanımış olursun.

Bazı sokaklarsa tanıdık bildik hissi verir. Köşeyi döndüğünde evine varmanın huzuruyla yürürsün. Nereden gelirsen gel o sokakta adımlarını yavaşlatırsın. Yere basmanın hazzı sarar etrafını. Ama bu hızla hayatı yakalamak mümkün gelmez, gidersin...

Bazı sokaklardan sadece geçilir. O sokak bir caddedir, eski apartmanları, içinde rakı içilen pasajları, kendini yolda bulan insanları usulca uyaran tramvay çanı, belki sağına baksan Galata'nın gülümsemesi... Sen sadece geçmeyi istersin. Gri yollardan başka hiç bir şeye bakmazsın. Halbuki kafanı kaldırsan gökyüzü gülümsüyor... Ancak başkasının olmasını gerektirecek kadar temiz o mavilik, geçip gidersin...

Bazı sokaklar yüksekte kalır. Yürümen, bayırları tırmanıp terlemen gerekir. Yorulursun, vazgeçersin yarı yolda. Yolun diğer tarafını merak ede ede inersin çıktığın yokuşu. Yok saymanın huzuru ele geçirir adımlarını ve hızlanırsın. Bildiğin meydanlara çıkarır yol seni.

Bazı sokakların da duvarları vardır. Mahalle arasında kalmış, evlerin arka yüzlerinden kalan boşluktan kendini yaratmış, karanlık, dar sokaklar. Uzun sürmez o sokakların yürünmesi. Bir heyecanla girdiğin o sokağa çıktığında bakarsın ki on adımcık... Hevesin de arayışın da yarım yamalak kalır. Sonra farkedersin ki sana sırtını dönen duvarların içi bir ev, evin önü çiçekli bahçeler... Bahçeyi göremeyişine, duvarların bir pencere açmamasına hayıflanırsın. Sonra sana gül bahçeleri vaadetmeyen o soğuk benizli sokak girişini anımsarsın; bir de kendine, arkası sana dönük olanın senin geçip gidişini göremeyeceğini hatırlatırsın. Ne büyük yenilgi ve zafer.

Bazı sokaklardan da fener alayı geçer. Marş adımlarını bayram sevinci karşılar meydanda. Flamalar, göz alan meşaleler, sirenler, ellerinde balonlarla çocuklar, ışıklı vitrinler... Kutlamaya değer her şey karşında. Kalabalığa karışırsın. Hiç bir şey senin tasarın değildir, akıp giden şölenin ritminde adımlarsın. Çoşkuyla dolar gözlerin. İşte böyle bir sokaktan geçmeli...
31.08.2022
23.23
Silivri 
READMORE
 

29.05.2021

 

İnsan, buhar olup uçan su yere düşünce ona methiyeler düzen bir garip varlık. Tenindeki ıslaklıkla geçmişi, zihninde tekrar tekrar oynatılan bir tirat gibi yaşayan bir doğuntu. Zaman karmaşasıyla her defasında kavgasını veren bir aciz. Anladığı kadarını yaşayan bir duygusal hiçlik. 


Güzeli çirkine, iyiyi kötüye, doğruyu yanlışa tercih etmeyi çoktan unuttu bu yüzyıl. Eli kanlı bir batağın başrol oyuncularıyız. Senle benle değil, el birliğiyle evimizi, mavi gezegenimizi neredeyse  tersine döndüreceğiz. Hala şekerin tadını bilmeyen çocuklar büyütüyoruz kara parçalarında. Hala kadınlığının kutsallığını kulağına söylemedikleri analarımız var ateş başında yemeğini pişirirken. Hala sarı madenler, siyah petroller peşinde umut çalan dünyanın ileri gelenleri. 


Evler yapıyoruz yüksek katlı. İçinde mutluluklarımızı değil de üç sene aylığımızdan kesilen pahalı koltukları dizdiriyoruz. Az olanın aslında çok olduğunu unutalı asırlar olmuş. Saatlerimizi satın aldırıyorlar bize, adına da maaş diyorlar afili görünsün diye. Sene başında zam mı? Daha ne isterim! Yok etmenin muazzam hazzını kemiklerine kadar hissetsin tüketim toplumları. Süründükleri güzel kokularda, giydikleri fiyakalı elbiselerde bulsunlar benliklerini. 


Kimi cennetinin peşinde, kimi maddenin sonsuz varlığına inanmış, kimi uzaydan yıldız topluyor, kimi hala insanlar için ölebilecek güçte, kiminin tek derdi kasaları.. Bir acayip trende sürüyoruz dünyanın sonuna. Hep birlikte, -yek başımıza-


Biz mi? Bağımızdaki üzümü ezip şarabımızı yapalım, bahçemizdeki domatesten mezelerle donatalım sofrayı. Dostlara bir geniş merhaba deyip sarhoş olalım sahici gülümsemelerle. Pedallayalım gün doğmadan, gün batımı tutsun yakamızdan. Kimler gelir aranızdan? 

READMORE
 

21.01.2021/

Bir dokunsan şimdi, tüm çocukluğum ellerinde kalacakmış gibi. Ellerinde kalacak da yok zamanlarımı parmaklarının arasından geçirip usulca kenara koyacaksın gibi. 
Bilmediğim bir şeyler öğretiyor gülüşün. Bir bebeğin dünyaya gelip kendini bilmeye başladığı zamanların tadı var damağımda. Dudaklarının kenarında açtığın parantez, sözlerini saklıyor içine. İşte en güzel uyanışım karşımda... 
Esir olmuş kelimelerimin bağını çözüyorsun yavaştan. Şiirlerin öznesi sen, yüklemine türlü türlü fiiller yakıştırıyorum. Öyle ya, her biri tam üstüne biçilmiş birer elbise gibi. Özlemek, dokunmak, sevmek... Daha birçoğu. 
Sen artık uyuyup uyanışımda, dalgın bakışımda, attığım adımımdasın. Bütünüyle bir zaman sunuyorum sana.  Saniyeleri sen böl parçalara. Böl ki sarılmalarımız uzadıkça uzasın mapusta bir gece kadar. Böl ki akreple yelkovan düşmanımmış gibi bakmayayım bir duvar saatine. 
İnan seninle edip canseverin karanfilini büyütebiliriz içimizde. Yüzüne dokunurken, ben karanfile meylediyorum. Meylimden öpsene beni...
READMORE
 

2014/Keşan

 Ucu kırılmış kalemdeki mürekkep misali döküldü kelimeler eskimiş deftere. Bir şeyler yazıyordu. Ne anlaşılır cinstendi bunlar, ne de beyaz kağıda geçmeye yüzleri vardı. En az on yerinden kırılmış en az on yeni tamlama gelmişti buraya. En fazla bir kez sarhoş olmuş, neyi anlattığını dahi bilmeyen on sıfat, belli belirsiz bir şeyler söyleyip gitti. Yanlış yere gelmiş yüklemlerin bozuk ağzından dökülenler duyuldu: "yalnızlıkla geldik, affola..." Sahneyi en son aldı gizli özneler. Birer şarkı söyleyip kıvrıldılar defter sayfasında. 

2014/keşan

READMORE